Öykülerde yurdum insanının sosyal yaşamı doğrudan ve dolaylı anlatıldığı gibi göndermeler ve bezemeler yapılarak anlatılmaktadır
9 yaş ve üzeri çocuklar için tasarlanan Göçebe kitabı, Yahya TÜRKELİ tarafından yazılmıştır. Kitap, çocukların hayal güçlerini ve macera duygularını geliştirmelerine yardımcı olur. 9+ yaş grubundaki çocuklar için uygun bir seçimdir.
Ağlamak;
Esrarengiz bir alemin
Mutlu ya da umutsuz tanelerinin
O sonsuz derinlikten zarifçe süzülmesidir.
An vardır ki sevginin coşkusu;
An vardır ki karanlık bir yalnızlığın hıçkırıkları
Gözündeki o damlaların çalar kapısını.
Şaşkın Aşıklar / Yahya Türkeli kitabı, Yahya Türkeli'nin romantik ve komik bir şekilde anlattığı aşk hikayelerini içerir. Kitap, aşkın tüm yönlerini ve insan ilişkilerini derinlemesine incelemektedir.
Ayrı aile çocukları olmalarına rağmen yapışık ikiz gibiydiler. Dördü de yüksek öğrenimlerini aynı fakültede sürdürüyordu...
Kapının zilini duyan Yağmur hızlı adımlarla kapıya koştu. Göz göze geldiler. Gözlerinin içi gülüyordu…
Cavit Binbaşıoğlu'nun yaşamı, öğretmenliği, eserleri, Türk Eeğitim sitemine katkıları....
– Çocuklarla iletişim kurma,
– Onlara sorumluluk kazandırma,
– Sorunlarının çözümüne yardımcı olma,
– Demokratik ilişkiler kurma,
– Başarılarını artırma,
– Okul ve meslek seçimine dair ipuçları…
Çocukların yarınına bugünden sahip çıkmalıyız.
Belirli Gün ve Haftalar için yazılmış, özgün ve seçkin çocuk şiirleri.
Mısırın Amerika’dan Türkiye’ye geliş öyküsü anlatılmaktadır. Bu anlatımda, Mısırın Karadeniz’deki üretim biçimi, sanatsal bir dille ele alıp işlenmiştir.
Günümüzdeki bilim, sanat, mimarlık, edebiyat,
teknoloji gibi birçok alana ışık tutan Işığın Atası sayılan Bilgeler ve Bilginlerin yaşam öyküsü.
“Ağam ağam benim ağam,
Ağam ağam Kara Ağam.
Hesabım şöyledir ağam:
Yağmur yağdı, gök çatladı...
At, güz yağmurlarıyla yeşermiş çayırda otluyordu. Sırtına kalın bir örtü atılmıştı. Bakımlı bir at olduğu tüylerinin kısa ve parlak olmasından...
Maviyle yeşilin birbirine yaktığı sevdalık türkülerini, kardeşlik türkülerini.. Bizim yamaçlarımızı fındık süslüyor gelinin duvağı gibi,
Ak ile Kara’nın arasında köprüydü, Ve zor bir coğrafyaydı Hititya. Suyu, toprağı ve güneşi vardı, Bin bir çiçek açar, kuşlar özgür uçardı....
Güneşin doğduğunu yatağında görme şansı yoktu. Sağlığı ve hava şartları uygun olduğu süre bıkmadan usanmadan balığa gitmek gerekirdi. Çoğu zaman buz gibi...
Cikcik sesleri, harman yerinin güneyindeki tümsekten geliyordu. Biraz daha dikkatle dinleyince, sesin, harman yerinin kenarındaki yabangülünün içinden çıktığını anladım. Duyduğum bu ince, yumuşak cikcikler, içime hoş, sıcak, duygular yayıyordu...
Kuşları daha yakından gördüğünde, heyecanı büsbütün arttı. Bu kadar çok kuşu şarkı söylerken ilk kez görüyordu.
Kuşlar korosunun şarkıları, çok hoşuna gitmişti. Onları daha yakından görmek istiyordu. Biraz yaklaştı. Birkaç adım atar atmaz kuşlar, “pırrr...!” diye uçup bir ağacın dalına kondular...
İki yoksul köy çocuğu olan Ali ve Polat; meyveleri köylülerle paylaşmayan ağanın bahçesine gizlice girip birkaç şeftali aşırmaya karar vermiş.
Uyanık ağa, bahçesine silahlı bir bahçıvan tutmuş. Bahçıvan bir tane bile koklatmıyormuş.
ahçe kapısından içeri girdiler. Mis gibi çiçek kokusu bahçeyi sarmıştı... Salıncağı önce kim kapacak yarışı yaparken Sudenaz’ın ayağı, ağacın toprak yüzeyine çıkan köküne takıldı, yere düştü....
En büyük mutluluğu, elbette sizlerle birlikte olduğum zamanlarda yaşıyorum. Tam anlamıyla doyurucu mutluluklar, elbette yalnızca insanlarla birlikte yaşanılıyor...
Çocukları iyiye, güzele, doğruya yönelten, onları olumlu yönde etkileyen, kişiliklerine içerik kazandırmaya çalışan masaldır.